çıkış için Türkçe-Almanca çeviriler:

Auswege, Ausweg · Ausgang · Ausgänge · Ausfahrt · Aufstieg · Abgang · ausstellen · Tiefe · Ausreise · Steckdose · Autobahnausfahrt · diğer çevirileri

çıkış Auswege, Ausweg

Ben bir çıkış biliyorum!

Ich kenne einen Ausweg!

Bir çıkış yolu bulmalıyız!

Wir brauchen einen Ausweg.

Aslında üç çıkış yolu var güneydeki pencereden, ya da iki kapıdan birinden.

Eigentlich sind es drei Auswege Durch das südliche Fenster oder durch eine von zwei Türen.

çıkış Ausgang

Gizli bir çıkış biliyorum.

Ich kenne einen geheimen Ausgang.

Her çıkışı koruyun.

Bewacht jeden Ausgang.

Şu tarafta bir çıkış var.

Da unten ist ein Ausgang.

çıkış Ausgänge

Tüm çıkışlar kapatılacak!

Alle Ausgänge versperren!

Tüm çıkışları tutun.

Alle Ausgänge überwachen.

Tüm çıkışları kapatın!

Versperrt alle Ausgänge.

çıkış Ausfahrt

Sonraki çıkıştan sağa dönün.

Nächste Ausfahrt rechts, bitte.

Bir dahaki çıkışta bir kasaba var.

An der nächsten Ausfahrt ist eine Stadt.

Hayır! Bir sonraki çıkış nerede?

Wo ist die nächste Ausfahrt?

çıkış Aufstieg

Ama bazen insanlar bacasından duman çıktığını görürmüş.

Aber manchmal, sahen die Leute rauch vom Schornstein aufsteigen.

Balon, Jön Asgeir Johannesson gibi insanların ortaya çıkmasına yol açtı.

Islands Spekulationsblase ließ Leute wie Jón Ásgeir Jóhannesson aufsteigen.

Yükselmek ve çıkmak.

Aufsteigen und weg.

çıkış Abgang

İyi çıkış, ama ben hala buradayım.

Netter Abgang, aber ich bin noch da.

Sen bir yürüyüşe çık Keller.

Mach einen Abgang, Keller.

Bir ayı tarafından kovalanarak sahneden çık." Shakespeare'den.

Abgang, verfolgt von Bär", aus diesem Shakespeare-Stück?

çıkış ausstellen

Burda bir ehliyet var, Hannah Ronson, üç ay önce çıkarılmış.

Ich habe einen Führerschein hier, Hannah Ronson, vor drei Monaten ausgestellt.

Lord Coward, sizin için tutuklama emri çıkardı efendim.

Lord Coward hat einen Haftbefehl für Sie ausgestellt, Sir.

Ruhsatı Tyrell Debbs adına çıkarılmış.

Lizenz ausgestellt auf Tyrell Debbs.

çıkış Tiefe

Bütün yetenekli dedektiflerin iniş ve çıkışları vardır Peralta.

Alle talentierten Detectives haben ihre Höhen und Tiefen, Peralta.

İnişler ve çıkışlar yaşıyoruz, ancak hiçbir şey

Wir hatten einige Höhen und Tiefen, aber nichts

Her ilişkide inişler çıkışlar olur.

Jede Beziehung hat Höhen und Tiefen.

çıkış Ausreise

İki gün sonra WikiLeaks Snowden'ın iltica talebiyle Hong Kong'dan çıkışını organize etli.

Zwei Tage später organisiert WikiLeaks seine Ausreise und einen Asylantrag.

çıkış Steckdose

Ah, hukuki ihtiyaçlarını görmek için benim hazırlık çalışmaları kuzey-morrison çıkışlı.

Die Rechtsabteilung will meine Vorarbeit zu den North-Morrison Steckdosen sehen.

çıkış Autobahnausfahrt

Manning, otobanın çıkışını kontrol edeceksin.

Manning, du sicherst die Autobahnausfahrt.