çıkmak için Türkçe-Almanca çeviriler:

gehen · kommen · geben · machen · ausgehen · verschwinden · auftauchen · verlassen · erscheinen · steigen · aussteigen · führen · entstehen · weggehen · aufsteigen · auftreten · erreichen · erteilen · herauskommen · herausgehen · münden · hinausgehen · abtreten · ausbrechen · besteigen · erwirken · erzeugen · veröffentlichen · freigeben · entpuppen · leiten · reichen · sich erheben · sich erstrecken · diğer çevirileri

çıkmak gehen

Yukarı çıkıp sağa dönün ve Müfettiş Yardımcısı Tanti'yi bulun.

Gehen Sie hoch, nach rechts, fragen Sie nach Unterinspektor Tanti.

Dört mahkum dışarı çıkıyor.

Vier Gefangene gehen raus.

Frank günah çıkarmaya girmişti.

Frank ist zur Beichte gegangen.

çıkmak kommen

Şimdi lütfen çık oradan.

Jetzt kommen Sie bitte raus!

Ya bir fırtına çıkarsa?

Wenn ein Sturm kommt?

Oh, peruk çıkıyor.

Oh, Perücke kommt.

çıkmak geben

Neden sürekli sorun çıkıyor?

Warum gibt's ständig Probleme?

Roma çıkışında acayip trafik vardı.

Gab einen Riesenstau bei der Abreise.

Yalnızca bir arama emri çıkar, Keller..

Geben Sie eine Fahndung raus, Keller!

çıkmak machen

Ben bir kopya çıkardım.

Ich habe eine Kopie gemacht.

Saksonun baştan çıkarıcı çağrısı tüm erkekleri güçsüz kılar.

Der Sirenenruf eines Blowjobs macht alle Männer machtlos.

Takdirin anlamı harika bir çıkardın demektir, Eric, tamamm mı?

Belobigen bedeutet, Du hast einen tollen Job gemacht, Eric, mkay?

çıkmak ausgehen

Ne zaman çıkmak istiyorsun?

Nein, wann wollen Sie ausgehen?

Çıkmak evlilik demek değil.

Ausgehen ist keine Heirat.

Çıkmak ister misin?

Willst du ausgehen?

çıkmak verschwinden

Hemen çık dışarı, yoksa seni ben atarım.

Verschwinden Sie, oder ich werfe Sie raus.

Çocuklar, buradan hemen çıkalım.

Los Leute! Verschwinden wir sofort!

Çık dışarı. Git, Ethan.

Verschwinde von hier, Ethan.

çıkmak auftauchen

Ben de ne zaman ortaya çıkacağını merak ediyordum.

Ich hab mich schon gefragt, wann Sie auftauchen.

Hiçbir şey çıkmadı.

Nichts ist aufgetaucht.

Ben de ne zaman ortaya çıkacağını merak ediyordum doğrusu Kol.

Ich habe mich schon gefragt, wann du auftauchen wirst, Kol.

çıkmak verlassen

Bay ve Bayan Ives, odadan derhâl çıkın lütfen.

Mr. und Mrs. Ives, bitte verlassen Sie sofort den Raum.

Bu konuşma bu ofisin dışına asla çıkmamalı.

Dieses Gespräch sollte diese Büro niemals verlassen.

Anna ve Jake dışarı çıkıyor.

Anna und Jake verlassen das Gebäude.

çıkmak erscheinen

Sonra sen ortaya çıktın ve herkes deli olduğunu söyledi.

Aber dann bist du erschienen, und jeder sagte du bist verrückt.

Her yıl, ortaya çıkar.

Es erscheint jedes Jahr.

Moran ölür, ve o sonra şeyler ortaya çıkar.

Moran stirbt, und dann erscheinen diese Dinger.

çıkmak steigen

Mutfak penceresinden çıkmış ve Şabva iline giden bir otobüse atlamış.

Er stieg durchs Küchenfenster und nahm den Bus nach Shebwa.

Bana bir iyilik yap ve kamyondan çık.

Tun Sie mir den Gefallen und steigen Sie aus.

Sen tepeye çıktın, ben aşağı.

Du schwingst hoch, ich steige ab.

çıkmak aussteigen

Arabadan çık dedim.

Ich sagte, aussteigen.

Jimmy, dışarı çıkmak istiyorum.

Jimmy, ich möchte aussteigen.

Çıkmak istiyorsun?

Du willst aussteigen?

çıkmak führen

Bu kapılar nereye çıkıyor?

Wohin führen diese Türen?

Bu basamaklar nereye çıkıyor?.

Wohin führen diese Stufen?

Tüm yollar Rouge'a çıkar!

Alle Wege führen nach Rouge!

çıkmak entstehen

Kaslar ve hücreler oksijen yerine şeker yaktığında ortaya çıkar.

Wenn Muskeln Zucker statt Sauerstoff verbrennen, entsteht Milchsäure.

Büyük kıtalar ortaya çıkar.

Große, feste Kontinente entstehen.

Hidrojen açığa çıkacak

Wasserstoff wird entstehen

çıkmak weggehen

O dışarı çıkmıştı.

Sie ist weggegangen.

Lucy çıkarken yalnız mıydı?

Ist Lucy allein weggegangen?

Bu gece çıkabilir misin?

Kannst du heute Abend weggehen?

çıkmak aufsteigen

Ama bazen insanlar bacasından duman çıktığını görürmüş.

Aber manchmal, sahen die Leute rauch vom Schornstein aufsteigen.

Balon, Jön Asgeir Johannesson gibi insanların ortaya çıkmasına yol açtı.

Islands Spekulationsblase ließ Leute wie Jón Ásgeir Jóhannesson aufsteigen.

Yükselmek ve çıkmak.

Aufsteigen und weg.

çıkmak auftreten

Vicki Lester bu gece programa çıkıyor!

Vicki Lester wird heute Abend auftreten!

Hey, Red Hot Chili Peppers Palyaço Krusty'nin özel şovuna çıkmak ister misiniz?

Hey, Red Hot Chili Peppers. Wollt ihr in einem Special für Krusty den Klown auftreten?

Efendim, görünüşe göre Bay Galloway televizyona çıkmak üzere.

Sir, Mr. Galloway wird gleich im Fernsehen auftreten.

çıkmak erreichen

Ürünümüzün bilinirliği en yüksek seviyeye çıkacak.

Unsere Produktbekanntheit wird ein Allzeithoch erreichen.

Çatı katına çıkmamız gerek.

Wir müssen das Penthouse erreichen.

çıkmak erteilen

Buradan bir ders çıkarmaya gerek yok.

Hier muss keine Lektion erteilt werden.

Sadece sana bir ders vermek için birlikte dışarı çıktık.

Wir sind nur miteinander ausgegangen, um Ihnen eine Lektion zu erteilen.

çıkmak herauskommen

Yoksa her şey açığa çıkar.

Oder alles wird herauskommen.

Eğer bununla vurursam içinden geçek bir kurşun çıkar, değil mi?

Wenn ich diese abfeuere, wird eine echte Kugel herauskommen, nicht wahr?

çıkmak herausgehen

Kimseyi girer ya da çıkarken görmemiş.

Sie sah niemanden hinein oder herausgehen.

Şimdi, buradan çıkacak ve hiçbir şey söylemeyeceğiz.

Wir werden jetzt kerzengerade hier herausgehen.

çıkmak münden

Bütün kanalizasyonlar okyanusa çıkar.

Alle Abflüsse münden im Ozean.

Sanki Looni nehri köyden çıkmış gibi.

Als würde der Luni-Fluss hier münden!

çıkmak hinausgehen

Biraz dışarı çıkalım.

Lass uns hinausgehen.

çıkmak abtreten

Buradan çıkalım, merdivenlerden aşağı inelim ve onları kurşun yağmuruna tutalım.

Lass uns rausgehen, die Treppe runterrennen und im Kugelhagel abtreten.

çıkmak ausbrechen

Yeni bir savaş çıkabilir.

Ein Krieg kann ausbrechen.

çıkmak besteigen

Rawley'in üzerine çıktığı şey, bir kısrak değildi.

Was Rawley auch bestieg, es war keine Stute.

çıkmak erwirken

Sonra öğrendim ki Leslie sana karşı bir yasaklama emri çıkartmış.

Dann entdeckte ich, dass Leslie ein Kontaktverbot gegen dich erwirkte.

çıkmak erzeugen

Elektrik üretimiyle ortaya çıkan atık ısının yeniden kullanılması.

Die Wiederverwendung der Abwärme, die bei der Stromerzeugung erzeugt wird.

çıkmak veröffentlichen

Morgan, Profesör Walker Palo Mayombe üzerine bir kitap çıkarmak üzere.

Morgan, Professor Walker ist dabei ein Buch über die Palo Mayombe zu veröffentlichen.

çıkmak freigeben

Mahone için mahkemeden tutuklama emri ne zaman çıkar?

Wie lange, bis das Gericht den Haftbefehl für Mahone freigibt?

çıkmak entpuppen

Scotty, eğer gerçek olduğu ortaya çıkarsa

Scotty, wenn er sich als echt entpuppt

çıkmak leiten

Bir taşra gazetesi çıkarıyordu.

Er leitete eine Dorfzeitung.

çıkmak reichen

Ben bir af çıkarıp, toprakları tapulayarak güvenebileceğimiz bir idareci bulmaktan yanayım.

Mir würden eine Begnadigung, Landurkunde und ein vertrauenswürdiger Governor reichen.

çıkmak sich erheben

Bu, yeni ve muzaffer bir ulusun ortaya çıkışıdır.

Auf Erden erhebt sich eine neue und ruhmvolle Nation.

çıkmak sich erstrecken

Kuzeye ilerledikçe Rus tundrasının ağaçsız düzlükleri karşımıza çıkıyor.

Weiter nördlich erstrecken sich die baumlosen Ebenen der russischen Tundra.