öğretti

Eğer onu bazen boşa çıkarabilirsen, ona İngilizce öğretmek isterim.

Wenn Sie ihn manchmal missen können, kann ich ihm Englisch beibringen.

Öğretmek büyük bir sorumluluk gerektirir.

Unterrichten ist eine riesige Verantwortung.

Japon Üniversiteleri her şeyi öğretir.

Japanische Universitäten lehren alles.

Annem bana pek çok şey öğretti.

Meine Mutter lehrte mich viele Dinge.

Ben herhangi birine Japonca öğretebilirim.

Ich kann jedem Japanisch beibringen.

Ona biraz gitar çalmayı öğretebilirim.

Ich könnte ihm Gitarre spielen beibringen.

Ona sen öğretmek ister misin?

Willst du's ihm beibringen?

Rust'ın babası, ona okçuluk öğretmiş.

Rusts Dad brachte ihm Bogenschießen bei.

Sakatlığım bana çok şey öğretti.

Diese Wunden haben mich vieles gelehrt.

Su, bize kabullenmeyi öğretir.

Wasser lehrt uns Annahme.