üretilmiş

Yeni kimlikler üretmek için vaktimiz yok.

Für neue Referenzen haben wir keine Zeit.

Yok, aslında ağaçlar oksijen üretir.

Nein, eigentlich produzieren Bäume Sauerstoff.

Her sezon yeni bir sanat serisi üretiriz.

Wir produzieren jede Saison eine neue Kunstrichtung.

Bir bok. Fabrikanın ürettiği!

Eine Scheiße produzierende Fabrik!

Üretilen doktoralara ilerleme denir.

Fabrizierte Doktorarbeiten sind Fortschritt.

Bir şeyler üretiyoruz.

Wir produzieren hier.

Fosil yakıtlar tarafından enerji elde etmek yerine, yenilenebilir kaynaklardan enerji üretmek.

Anstelle von fossilen Brennstoffen würde sie von erneuerbaren Energien gespeist.

Sabah vardiyasında yeni askerler üretip, sonra da yola çıkacağız.

Wir progenatieren in der Frühschicht neue Soldaten, dann marschieren wir los!

Otomatik fabrikalarda üretilmiş devriye makineleri.

Patrouillenmaschinen, in automatisierten Fabriken gebaut.

Bağırsaklarda, kortikotropin üreten kanserli bir tümör.

Ein Corticotropin produzierender Karzinoid-Tumor des Darms.