ışığı

Ama tabii ki başka bir açıklaması da, aslında elektrik ışıklarına sahip olduklarıdır.

Aber eine andere Erklärung würde natürlich sein, sie hatten tatsächlich elektrisches Licht.

Parlak bir ışık görüyorum.

Ich sehe ein helles Licht!

Ama bir ışık çıktığını gördüm.

Aber ich sah ein Licht explodieren.

Beyaz, parlak, kör edici bir ışık görüyorum.

Ich sehe ein helles Licht. Ein blendendes Licht.

Enerji yok, sıcaklık yok, ışık yok.

Keine Energie, keine Hitze, kein Licht.

Her Gölge Avcısı'nın kendi cadı ışığı olmalı.

Jeder Schattenjäger sollte sein eigenes Elbenlicht haben.

Komuşu yok, arabalar yok, yol yok, ışık yok.

Keine Nachbarn, keine Autos, keine Straßen, kein Lichter.

Parlak bir ışık.

Ein helles Licht.

Earle'ün kalesine spot ışıkları tutuluyor.

Scheinwerfer erleuchten Earles Festung.

Daha fazla ışık lazım.

Ich brauche mehr Licht!