şekilde

Yarık dudak ya da bir çocuktaki şekil bozukluğunu hayrına yapıyorum.

Für Wohltätigkeitsstiftungen operiere ich Hasenscharten oder behebe Deformationen.

Dün gece bir bisikletli ağır yaralı bir şekilde bulundu.

Gestern Nacht wurde ein Radfahrer schwer verletzt aufgefunden.

Neden birisi bir şekil değiştirici öldürsün ki?

Warum würde jemand einen Gestaltwandler töten?

Bazı durumlarda da farklı bir şekilde yaklaşırsınız. Kurnazca.

Manche Situationen jedoch erfordern eine andere Herangehensweise.

O da bir şekil değiştiren, değil mi?

Sie ist auch ein Shifter, stimmt's?

Umarım yarın onların yeme şekillerini inceleyebiliriz.

Hoffentlich können wir morgen ihre Fressgewohnheiten beobachten.

Tabii ki bir şekilde parmak izini edinmemiz gerekecek.

Natürlich müssen wir irgendwie einen Fingerabdruck erfassen.

Belki bir şekilde ona yardım edebiliriz.

Vielleicht können wir ihm irgendwie helfen.

Ölü bir şekil değiştirici bulmuşlar.

Sie haben einen toten Gestaltwandler gefunden.

Bir şekilde onu kulüp evine geri götürmemiz gerekiyor.

Wir müssen ihn irgendwie in's Clubhaus bringen.