Bölge'ye

Ben de yemin ederim ki, o ölürse ikiniz de Hayalet Bölge'ye gidersiniz.

Ich schwöre auch etwas. Wenn sie stirbt, dann geht ihr beide in die Phantomzone.

Seni sorgulamaları için Bölge'ye vereceğim.

Ich übergebe Sie der Bereichsverwaltung.

Ya Breen bir yerleşim yerinde Mesela Arındırılmış Bölgeden pek uzak olmayan Portas V gibi.

Oder einer Breen-Siedlung, zum Beispiel auf Portas V, nicht weit von der DMZ.

Turaki Güvenli Bölge'ye hoş geldiniz, efendim.

Willkommen in der turakischen "Grünen Zone", Sir!

Bizi Hayalet Bölge'ye gönder.

Schick uns in die Phantomzone.

Bilgisayar, Tarafsız Bölge'ye yaklaşık varış zamanımız?

Computer, errechnete Ankunftszeit in der neutralen Zone?

Tarafsız Bölge'ye altı saatlik uzaklıktayız.

Neutrale Zone in sechs Stunden erreicht.