Erzağa

Erzağa ihtiyacımız olacak. Yiyecek, su.

Wir werden Vorräte brauchen, Essen, Wasser.

Erzak ve yiyecek için paraya ihtiyaçları var.

Wir haben Geld gebraucht. Für Proviant.

Erzağa ihtiyacımız var.

Wir brauchen Vorräte.

Gıda, erzak ve kadınlar Hepsi de savunmasız.

Nahrung, Vorräte, Frauen, alles ist ungeschützt.

Erzak topla! Hemen!

Besorg Proviant, Sofort!

Yiyecek ve erzak arıyoruz.

Suchen nach Essen, Vorräten.

Yolculuğun için erzak demek.

Ah, Vorräte für deine Reise?

Erzak subayı derhal sizi istiyor.

Der Versorgungsoffizier will Sie sprechen.

En kötü kayıp şu erzak arabası oldu.

Der schlimmste Verlust ist der Küchenwagen.

Düzenli olarak erzak teslimatı aldıklarından bahsetti.

Er erwähnte einen regelmäßigen Vorratsabwurf.