Jesse'nin

Hayır, ihtiyacımız olan her şey Jesse'nin kafasının içinde

Nein, alles, was wir brauchen, ist in Jesses Kopf.

George ona, Jesse'nin dükkânında bir bulmuştu.

George hat ihm einen Job in Jesses Motorrad-Werkstatt besorgt.

Jesse'nin yastık kılıfındaki pudra ve leylak kokusunu içine çekti.

Er roch Talkum-Puder und Flieder auf Jesses Kopfkissen.

Fi, Jesse'nin adamı, sadece bir silah kaçakçısı değil.

Fi, Jesses Kontakt war nicht bloß ein Waffenschieber.

Evet, Jesse'nin odası.

Ja. Jesses Zimmer.

Benim veya Jesse'nin değil.

Nicht meine, nicht Jesse's.