bıraktınız

Ama niye beni Dünya'da bıraktınız?

Warum habt ihr mich alleingelassen?

Hayır, beni siz bıraktınız.

Nein, ihr habt mich verlassen.

Onu neden orada bıraktınız?

Wieso haben Sie sie dagelassen?

Onu siz serbest bıraktınız.

Sie haben ihn freigelassen.

Bay Franklin, bize hangi yönetim biçimini miras bıraktınız?

Mr. Franklin, welche Regierungsform haben Sie uns hinterlassen?

Beni bu deliğe kilitlediniz ve beni kanarken içerde bıraktınız.

Mich in dieses verlassene Loch gesperrt und darin verschmoren lassen.