bağla

Birden fazla uyarana bağlı olabilir. Fizyolojik, farmakolojik, idiyopatik.

Unterschiedliche Reize rufen Zuckungen hervor: physiologisch, pharmakologisch, idiopathisch.

Çikolatalı süt, süreçsel bozuluma bağlı baş ağrılarını dindirir.

Schokomilch lindert Kopfweh infolge eines zeitlichen Bruchs.

Ama benim de elim kolum bağlı.

Aber meine Hände sind gebunden.

Smokin isteğe bağlı demek smokin giyilecek demek mi?

Heißt "schwarze Krawatte" eigentlich "wahlweise schwarze Krawatte"?

Her şey birbirine bağlıdır.

Alles ist miteinander verbunden.

İkinize de çok bağlı hissediyorum ben kendimi.

Ich fühle mich euch beiden sehr verbunden.

Yolun sonuna bağlanan bir kestirme biliyorum.

Ich kenne einen Schleichweg parallel zur Straße.

Biz bağımsız bir topluluğuz.

Wir sind ein autonomes Kollektiv.

Bağımsız olmak istiyorsun?

Sie wollen unabhängig sein?

Size yeni ayakkabı bağları aldım.

Ich habe neue Schnürsenkel gekauft.