bakmak için Türkçe-Almanca çeviriler:

sehen · schauen · blicken · ansehen · starren · gucken · finden · anschauen · nachsehen · kümmern · sich kümmern · beobachten · halten · hinsehen · aufpassen · aussehen · behandeln · ernähren · betrachten · nachschlagen · sorgen · versorgen · hinschauen · zusehen · angehen · hüten · anblicken · erhalten · erkennen · melden · diğer çevirileri

bakmak sehen

Bu kıza baktığımda umut görüyorum arzu görüyorum.

Wenn ich dieses Mädchen ansehe, sehe ich Hoffnung, Sehnsucht,

Hey bana bak dedim.

Hey! Sehen Sie mich an!

Bana bak, beni duyuyor musun?

Sieh mich an, hörst du mich?

bakmak schauen

Bak, ben Sana sormam gereken bir şey var.

Schau, ich ich muss dich etwas fragen.

Bakın kim çıkıyor.

Schau, wer herauskommt.

Şu göz kamaştıran küçük tuşlarınıza bakın.

Schau euch eure weißen Zãhnchen an.

bakmak blicken

Bakışlar, bir sigaralık ve yeşil bir eşarp.

Blicke, eine Zigarettenspitze, ein grünes Halstuch

Bu bakışı çoğu kez gördüm ama bir Saylonun gözlerinde değil.

Ich habe diesen Blick oft gesehen, aber nie in den Augen eines Zylons.

O bakışı gördün mü, Terry?

Siehst du diesen Blick Terry?

bakmak ansehen

Bu kıza baktığımda umut görüyorum arzu görüyorum.

Wenn ich dieses Mädchen ansehe, sehe ich Hoffnung, Sehnsucht,

Bu ıskartaya bakmamız gerekir, bakalım mı?

Wir sollten uns dieses Abfallstück einmal ansehen.

Dur ona bir bakayım.

Kann ich ihn mal ansehen?

bakmak starren

Bakıyor ama hiçbir şey göremiyor artık.

Sie starren, aber sie sehen nichts mehr.

Bak herkes bize bakıyor!

Jeder starrt uns an!

Nick dışında herkes bana bakıyordu.

Alle starrten mich an, ausser Nick.

bakmak gucken

Şimdi yolcu tarafındaki pencereye bak.

'Jetzt gucken Sie durchs Beifahrerfenster.'

Sana bakıyordu, seni izliyordu.

Er guckte hindurch, beobachtete dich.

Bakın, Bay Dan, bakın.

Mr. Dan, gucken Sie.

bakmak finden

Yaşayan akrabaların şartlarına baktığımda bir şey bulamadım.

Hinsichtlich lebender Angehöriger habe ich nichts gefunden.

Bence çok eğlenceli, baksana.

Ich finde sie amüsant anzusehen.

Bak, ne buldum. Gerçek ben. Etki altına altığın terapistin değil.

Schau, was ich gefunden habe, mein wirkliches Ich, nicht deine bezirzte Therapeutin.

bakmak anschauen

Bir daha bakmak istiyorum.

Ich möchte sie nochmal anschauen.

Peki bu neden şirket yönetmeliklerine bakmanı gerektiriyor?

Und warum ist es dafür notwendig, sich die Geschäftsordnung anzuschauen?

Polly, kim sana bakıyordu?

Polly, wer hat dich angeschaut?

bakmak nachsehen

Evet, biliyorum, ama her yere baktık.

Ich weiß, aber wir haben überall nachgesehen.

Birisi gidip baksın.

Jemand sollte nachsehen.

Lafı açılmışken ben gidip bir bakayım.

Apropos, ich muss mal nachsehen gehen.

bakmak kümmern

Bakın, Bayan Warriner bir elektronik uzmanıdır ve EMHAAH'ın sorumlusu o olacak.

Nun, ich Miss Warriner ist Elektronikexpertin und wird sich um EMMARAC kümmern.

Baban da her zaman bana iyi baktı.

Dein Vater hat sich immer um mich gekümmert!

Hayır, ona Jessica bakacak.

Nein, Jessica kümmert sich darum.

bakmak sich kümmern

Bakın, Bayan Warriner bir elektronik uzmanıdır ve EMHAAH'ın sorumlusu o olacak.

Nun, ich Miss Warriner ist Elektronikexpertin und wird sich um EMMARAC kümmern.

Baban da her zaman bana iyi baktı.

Dein Vater hat sich immer um mich gekümmert!

Hayır, ona Jessica bakacak.

Nein, Jessica kümmert sich darum.

bakmak beobachten

Bak, birisi bizi izliyor.

Schau, jemand beobachtet uns.

Sana bakıyordu, seni izliyordu.

Er guckte hindurch, beobachtete dich.

Dikkatli olun. Bize bakıyor.

Vorsicht, er beobachtet uns.

bakmak halten

Bak, Charlie. Dirsklerini aşağıda tut.

Charlie, halt deine Ellbogen unten.

Hop, orada dur bakalım.

Stopp, stopp, halt mal.

Kapa çeneni ve kağıtlarına bak.

Mund halten und Karten angucken.

bakmak hinsehen

Kimse seni bakman için zorlamıyor.

Niemand zwingt dich hinzusehen.

Ben de hiç bakmak istemezdim.

Ich habe nie selbst hingesehen.

Kimse de bakmıyordu.

Niemand hat hingesehen.

bakmak aufpassen

Oh, hey, şuna bir bakın!

Oh, oh, hey, Aufgepasst!

Charles amca sana çok iyi bakacak.

Onkel Charles wird gut auf dich aufpassen.

Bak, burada sana göz kulak olmaya çalışıyorum.

Schau, ich versuche nur auf Dich aufzupassen.

bakmak aussehen

Sessiz olanlarından. Onlar her zaman böyle masum bakarlar.

Die stillen Wässerchen, die, die immer so unschuldig aussehen.

Bak yarın iki at var, gerçekten iyi gibiler.

Es gibt morgen zwei Pferde, die sehr gut aussehen,

Söyleyin bakalım kim Elvis gibi görünmek istiyor?

Also, sagt mal, wer will wie Elvis aussehen? Ich!

bakmak behandeln

Bana nasıl davrandığına bir bak.

Sieh doch, wie du mich behandelst.

Bana nasıl davrandığına bak.

Schau, wie du mich behandelst.

Bu davaya Chalmers bakıyor yoksa ben mi?

Wer behandelt den Fall, Chalmers oder ich?

bakmak ernähren

Bakmam gereken bir ailem var.

Ich muss eine Familie ernähren.

Bakmam gereken bir çocuğum var Eli.

Ich muss mein Kind ernähren, Eli.

Bu gazeteler için iyi, fakat bakmam gereken bir ailem var.

Gut für die Presse! Aber ich muss eine Familie ernähren!

bakmak betrachten

Dünyayı, bir rüya olarak görmek iyi bir bakış açısıdır.

Es ist ein guter Standpunkt, die Welt als Traum zu betrachten.

Bu fotoğrafa bakın Bay Stewart.

Betrachten Sie dieses Foto, Mr. Stewart.

Resme mi bakıyorsun?

Betrachtest du es?

bakmak nachschlagen

Belki "büyüleyici" kelimesine de bakmalısın.

Vielleicht solltest du mal "faszinierend" nachschlagen.

Ama sizin için yine de bir bakayım.

Aber ich werde es für Sie nachschlagen.

Ben de "Zuul" adına Tobin'in Ruhlar Rehberinde bir bakayım.

Ich könnte das Wort "Suul"im" Gespensterführer" nachschlagen.

bakmak sorgen

Bak, bu konuda endişelenme, tamam mı?

Schau, mach dir keine Sorgen deswegen, okay?

Umacılar icabına bakarlar yoksa.

Dafür werden die Langoliers sorgen.

Şu bakış beni endişelendiriyor.

Dieser Blick macht mir Sorgen.

bakmak versorgen

Erica sana nasıl bakıyor?

Wie versorgt Sie Erica?

Burada sana iyi bakılacak, Maynard.

Hier werden Sie gut versorgt, Maynard.

Sana iyi bakıyorlar mı?

Wirst du gut versorgt?

bakmak hinschauen

Eğer yeterince iyi bakarsan..

Wenn du genau genug hinschaust,

Eğer yakından bakarsan, adamları polo oynamadığını görürsün.

Wenn du genau hinschaust, spielt der Typ nicht Polo.

bakmak zusehen

Ben bakmak istiyorum.

Ich will zusehen.

Bak, insanlar izleyecek, güven bana, tamam mı?

Es werden Menschen zusehen, vertrau mir, alles klar?

bakmak angehen

Diğer bir konu da, komşuların arazi hududu Solomon Schlutz'dan bakmasını istedim.

Was die andere Sache angeht, die Grundstücksgrenze Das soll sich Solomon Schlutz ansehen.

Bak Gavin, süpermarket videosu hakkında

Gavin. Was die Supermarkt-Geschichte angeht

bakmak hüten

Baksana, Herb, bu çok, çok hoş bir şapka.

Weißt du Herb das ist ein schöner schöner Hut.

Dikkatle bak, boş bir şapka tamamen normal.

Schau: Ein leerer Hut. Ganz normal.

bakmak anblicken

Ölmekte olan bir yıldızın rahatsız edici bakışları, Helix Nebula.

Den bewegenden Anblick eines sterbenden Sterns, den Helix-Nebel.

bakmak erhalten

Bakın bende ne var, seyahat emirlerim geldi.

Seht mal hier, ich habe meine Anreiseanordnung erhalten.

bakmak erkennen

Ben de düşündüm ki hepsini bir yere yazıp bakarsam belki bir bağlantı kurabilirim.

Also dachte ich, wenn ich sie aufschreibe, erkenne ich vielleicht eine Verbindung.

bakmak melden

Tanrım. Bunu hemen Teasle'a rapor etmeliyiz. Şuraya bak.

Gott, das sollten wir Teasle melden, sieh dir das an!