bozmak için Türkçe-Almanca çeviriler:

stören · brechen · zerstören · Verderben · verzerren · unterbrechen · infizieren · vernichten · beschädigen · kaputt machen · verletzen · diğer çevirileri

bozmak stören

Çok isterdim ama maalesef Bozmam gereken bir karaborsa açık arttırması var.

Das würde ich sehr gerne, aber bedauerlicherweise muss ich eine Schwarzmarktauktion stören.

Önce birisi E.M. kalkanımızı bozdu. Şimdi de saldırı altındayız.

Erst hat jemand unseren EM-Schild gestört, jetzt werden wir angegriffen.

John Connor'ın manyetik bağdaşma alanını bozacak.

Es stört John Connors magnetisches Kraftfeld.

bozmak brechen

Tyler: Kim efendilik bağını bozdu.

Kim hat ihr Erzeugerband gebrochen.

Ragnar ve Kral Horik onunla olan anlaşmalarını bozdu.

Ragnar und König Horik haben ihre Vereinbarung mit ihm gebrochen.

Büyüyü bozmak için bir büyüye ihtiyacım var.

Ich brauche einen Zauberspruch um den Bann zu brechen.

bozmak zerstören

Bu araçlar olay yerinin bütünlüğünü bozacak.

Diese Fahrzeuge zerstören die Intaktheit des Tatortes.

Sen benim en iyi arkadaşımsın Bunu bozmak istemiyorum.

Du bist meine beste Freundin. Ich möchte das nicht zerstören.

Cilt makinelerini bozan kaza aslında kaza değildi.

Der Unfall, der die Buchbindemaschine zerstöre, war kein Unfall.

bozmak Verderben

Her şey bozulmuş.

Alles ist verdorben.

Belki de kimse sürprizi bozmak istemiyordur.

Vielleicht will dir niemand die Überraschung verderben.

Tabii her şeyi bozan bir köpekbalığı var.

Natürlich gibt's Haie, die alles verderben.

bozmak verzerren

Günler erimiş film şeritleri gibi birbirine karışıyor. Görüntüleri bozulmuş ve anlamsızlaşmış bir film gibi.

Die Tage fließen zusammen wie geschmolzener Film, dessen Bilder verzerrt und bedeutungsarm sind.

Ses kasıtlı olarak bozulmuş ama John Kramer'ın sesiyle eşleşmiyor.

Die Stimme ist verzerrt, aber es ist nicht John Kramers.

bozmak unterbrechen

Belki Beta Dalga iletimini bozmak için Elektromanyetik bozucu kullanabilirim.

Vielleicht könnte ich einen EMF-Zerhacker benutzen, um die Betawellen-Übertragungen zu unterbrechen.

bozmak infizieren

Bakın. 'Ellingston tankerlerinin dengeleyici programlarını bozmak.

Schaut mal. 'infizieren des Ballastprogramms der Ellingson-Tanker'.

bozmak vernichten

Ve takiyon patlaması onu bozdu.

Der Tachyonausstoss vernichtete sie.

bozmak beschädigen

Enerji alanı onarılamayacak kadar bozuldu.

Und das Energiefeld ist unreparierbar beschädigt.

bozmak kaputt machen

Evden kaçmak, kola içmek ve Doktor Santiago'nun makinesini bozmak.

Rausschleichen, Cola trinken und Doktor Santiagos Maschine kaputt machen.

bozmak verletzen

Bu yüzden daha fazla mahkûm inciniyor. Bu çok moral bozucu.

Also werden mehr Insassen verletzt, das ist das ist frustrierend.