bozucu

Pelvik muayenesi yapmayı denedim ama kızlık zarı bozulmamış.

Ich habe eine Beckenuntersuchung gemacht, aber ihr Hymen ist unberührt.

Sen sinir bozucu bir rakipsin.

Sie sind eine frustrierende Gegnerin.

Tanrım, moral bozucu bir düşünce.

Gott! Ein deprimierender Gedanke.

Sinir bozucu bir ses duydum galiba.

Ich dachte, ich höre eine nervige Stimme.

Mantıksızlıkları ve aptalca duygusallıkları sinir bozucu bir unsur.

Ihre unlogischen, törichten Emotionen sind eine ständige Irritation.

Bir süre sonra akli dengem bozuldu.

Nach einer Weile kriegte ich Knastkoller.

Aklını, kasımpatı nakışlarıyla bozmuş.

Mutter stickt ununterbrochen Chrysanthemen.

Ama bazen bazı şeyler moralimi bozuyor.

Aber manchmal deprimieren mich Sachen.

Yapısal bütünlüğü bozuluyor.

Strukturelle Integrität versagt.

Yaşam saatim bir şekilde bozulmuş olmalı.

Meine Lebensuhr muss irgendwie kaputtgegangen sein.