düşünmek için Türkçe-Almanca çeviriler:

denken · nachdenken · meinen · glauben · überlegen · bedeuten · erwägen · Bedenken · gedenken · diğer çevirileri

düşünmek denken

Charlotte'un annesi, benim patolojik bir yalancı olduğumu düşünüyor.

Charlottes Mutter denkt, ich sei eine krankhafte Lügnerin.

House, serebral vaskülit olduğunu düşünüyor.

House denkt, es sei zerebrale Vaskulitis.

Kız arkadaşını düşünüyorsun?

Denkst du an deine Freundin?

düşünmek nachdenken

Ben de biraz daha düşünmek isterim.

Ich würde gerne mehr darüber nachdenken.

Teşekkür ederim ama bunu düşünmeliyim.

Danke, aber ich muss nachdenken.

Bunun hakkında düşünecek zamanım oldu, Morgan.

Ich hatte Zeit darüber nachzudenken, Morgan.

düşünmek meinen

Bu olayın Sovyet politikasını değiştireceğini düşünmek saflıktır.

Diese neue Entwicklung würde ihre Expansionspolitik keineswegs ändern.

Rakibinin uzun ömrü düşünülürse, gerçekten sonsuz bir üçgen.

Angesichts der Langlebigkeit seines Gegners eine ewige Dreiecksbeziehung.

Jason'ın baban olduğunu mu düşünüyorsun?

Du denkst, Jason sei dein Vater?

düşünmek glauben

Bir kopya olduğumu düşünüyorsunuz, değil mi?

Sie glauben, ich sei ein Replikant, oder?

O halde düşündüğünden daha da büyük bir sorunumuz var, Tom.

Dann haben wir ein noch größeres Problem als Sie glauben, Tom.

Liz'in gerçekten bir Rus ajanı, bir terörist olduğunu mu düşünüyorsun?

Glauben Sie wirklich, dass Liz ein russischer Agent ist, eine Terroristin?

düşünmek überlegen

Sonrasında da sizi bu işte nasıl kullanacağımı düşünmeliyim.

Danach überlege ich, wie ich euch hierbei einsetzten kann.

Nazi partisinin Vatikan departmanı, yeni bir "Avrup Kilise Politikası" düşünüyor.

Das Vatikan-Referat der NSDAP überlegt, eine andere Kirchenpolitik einzuläuten.

Düşünüyordum da, bir süre için başka bir yerde yaşamak iyi bir fikir olabilir.

Ich habe überlegt, dass es eine gute Idee wäre, für eine Weile, woanders zu leben?

düşünmek bedeuten

BBQ'nün barbekü anlamına geldiğini düşünüyoruz.

Wir glauben "B.B.Q." bedeutet"Barbecue".

Ne düşündüğün benim için önemli.

Was Sie denken, bedeutet mir etwas.

Sen, ölümün ne olduğunu düşünüyorsun?

Was denkst du, bedeutet der Tod?

düşünmek erwägen

Bize katılmayı hiç düşünmüyor musunuz, Doktor Quirke?

Haben Sie nie erwogen, uns beizutreten, Dr. Quirke? Nein.

Öyle iyi ki, Broadway'de ikinci bir kariyer yapmayı düşünmeli.

Sie sollte eine zweite Karriere am Broadway erwägen.

düşünmek Bedenken

Özellikle de, o dev gibi kanatların dengeni bozduğu düşünülürse.

Besonders, wenn man das Gewicht dieser riesigen Feenflügel bedenkt.

Fakat Celice için en iyisinin ne olacağını düşünmek zorundayım.

Aber ich muss doch bedenken, was für Celice am besten ist.

düşünmek gedenken

Bu yüzden sana soruyorum şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?

Ich frage dich daher, was du nun zu tun gedenkst?

Peki ne zaman ayrılmayı düşünüyorsun?

Und wann gedenkst du zu fahren?