davranmaya

Ama Brandon çılgın gibi davranmaya başladı. O yüzden geri dönmek zorunda kaldık.

Aber Brandon fing an, sich verrückt aufzuführen, darum mußten wir umkehren.

Açık fikirli davranmaya gönüllüyüm.

Ich will unvoreingenommen sein.

Bitkiler, saldırganca davranmaya başladı ve Dünya'ya saldırıya geçtiler.

Doch das Mond-Experiment scheiterte und die Pflanzen wucherten unkontrolliert weiter.

Topçu Çavuşu Wooten acemilere karşı agresif davranmaya başlamıştı.

Gunnery Sergeant Wooten wurde einem Anwärter gegenüber übermäßig aggressiv.

Sheldon gerçekten mantıksız davranmaya başladın.

Sheldon, du bist wirklich unvernünftig.

Şımarık bir çoçuk gibi davranmayı kes.

Du benimmst dich wie ein verzogenes Kind!

Yani LL Havalı Reid gibi davranmayı bırakıp, Dr. Reid gibi davranmanı öneririm.

Es wäre also angebracht, Ihr LL-Cool-Reid-Verhalten abzulegen und sich wie Dr. Reid zu benehmen.

Şimdi bir çocuk ve bir adam kadar gibi davranmayı kes.

Hör jetzt auf, dich wie ein Kind zu benehmen und sei ein Mann.

O zaman yıldız olmayı ve konuklarına figüranlarmış gibi davranmayı bırak.

Dann lass die Starallüren und behandel uns nicht wie Nebendarsteller.

Bana bir iyilik yap ve sert davranma.

Tu mir 'nen Gefallen. Sei nachsichtig.