değilse

Tüm Savunma Bakanları burada olacak. En az iki düzine değerli hedef olacak.

Alle Verteidigungs-Führungspersonen werden hier sein mindestens zwei Dutzend hochrangige Ziele.

Sarhoş edici bir coşkun var sevgili dostum ama Zuse'nin vakti değerlidir.

Dein Enthusiasmus ist richtig ansteckend, lieber Bartik, aber Zuses Zeit ist überaus kostbar.

Baş ağrıları, yönelim bozukluğu halüsinasyonlar, değişken bilinç.

Kopfschmerzen, Desorientierung, Halluzinationen, ein verändertes Bewusstsein.

Yaklaşık altı milyon dolar değerinde.

Etwa sechs Millionen Dollar wert.

İyi bir yalancı değilsin, değil mi?

Sie sind keine gute Lügnerin, oder?

Babanın sözleri bir uyarı değildi bir meydan okumaydı.

Deines Vaters Worte waren keine Warnung, sondern eine Herausforderung.

Ama insan değilsin değil mi?

Aber Sie sind kein Mensch, oder?

O zaman sen iyi bir asker değilsin.

Dann sind Sie kein guter Soldat.

Böyle bir gösteri gerçekten Oleg'in nüanslarının değerini arttırıyor.

Eine Vorführung wie diese, macht Olegs Nuancen wirklich netter.

Ama bizim için bir tanrı değilsin.

Aber für uns sind Sie kein Gott.