eğlendiriyordu

Artık gönül eğlendirmek yok, nokta.

Kein Herumspielen mehr. Punkt.

İkimiz için de eğlen.

Amüsier dich für uns beide.

Eğlen yalıçapkını, Eğlen yalıçapkını Neşeli bir hayatın olmalı

Laugh kookaburra, laugh kookaburra Gay your life must be.

Benim, çocukları eğlendiren adam.

Von der Kinderbetreuung, SpongeJohn.

İlginç değil, eğlendirici değil, hiçbir şey değil.

Er ist uninteressant, langweilig, er ist nichts.

Evet, evet. İşte senin için eğlendirici bir bilgi daha.

Nun, hier ist ein weiterer Fun-Fact für dich.

Evet Eric, eğlen.

Hab Spaß, Eric.

Ne yazık ki beni eğlendirmesi için Sherlock Holmes'ün Dava Defteri yok.

Schade, dass ich nicht das Fallbuch von Sherlock Holmes habe, um mich zu unterhalten.

Benim için bu ne o kadar basit, ne de o kadar eğlendirici.

Es ist nicht so einfach für mich. Und auch nicht so lustig.

Her zaman eğlendirici ve büyüleyicidir.

Immer unterhaltend und faszinierend.