etkisi

Bu şartlar altında, fiziksel direniş, etkisiz olur.

Unter diesen Umständen ist körperlicher Widerstand ineffektiv.

Etkisiz çözümlere değil. normalliğe dönüşe ihtiyacımız var.

Wir brauchen keine Patentlösungen, sondern eine Rückkehr zur Normalität.

Bu rohypnolün etkisi bir kaç saat daha sürer.

Diese K.O.-Tropfen wirken noch ein paar Stunden.

Ama bazen biraz ev-depresyon terapisi çok daha etkilidir.

Manchmal ist eine kleine Hausmitteltherapie wesentlich wirkungsvoller.

Çok etkili bir silah.

Eine sehr effektive Waffe.

Kanın bir cadının sihri için etkili bir bağlayıcı element oluyor.

Dein Blut ist ein mächtiges Bindemittel für einen Hexenspruch.

Her zaman bir etki bırakmak istemişimdir.

Ich wollte immer Eindruck schinden.

Basit bir dilek. Ama çok etkili.

Ein einfacher Wunsch, aber sehr ungenau.

Daha etkili bir yaklaşıma ihtiyacımız olabileceğini söylüyorum.

Ich würde eine konsequentere Verhörmethode vorschlagen.

Torpidolarımız etkisiz hale getirildi.

Unsere Torpedos wurden neutralisiert.