göstermek için Türkçe-Almanca çeviriler:

zeigen · deuten · beweisen · anzeigen · bedeuten · aufzeigen · demonstrieren · aufführen · darstellen · ergeben · präsentieren · andeuten · bezeichnen · hinweisen · schau · vorführen · vorweisen · veranschaulichen · diğer çevirileri

göstermek zeigen

Ama önce bir şey göstermek istiyorum.

Aber zuerst möchte ich Ihnen etwas zeigen.

Gösterin onlara çocuklar.

Zeigt's ihnen, Jungs.

Efendim, sizin için bekleyen bir uçağınız olduğunu biliyorum Fakat, eğer bana izin verirseniz, Size bir şey göstermek istiyorum.

Nun, Sir, ich weiß, dass ein Flugzeug auf Sie wartet aber wenn Sie mir gestatten, möchte ich Ihnen etwas zeigen.

göstermek deuten

Ama bütün belirtiler Koloni savunmalarına karşı büyük bir saldırıyı gösteriyor.

Aber alles deutet auf einen Massivangriff auf die Verteidigungseinrichtungen der Kolonie.

Atom kümesindeki ağırlıklık gösteriyor ki, kütlede, ekstra-boyutlu izotopik bir bir madde var.

Die Atommasse und das Quantengewicht deuten aufeine extra-dimensionale isotopische Materie hin.

İşitsel halüsinasyonlar beyindeki bozulmanın ilerlediğini gösteriyor.

Akustische Halluzinationen deuten auf weitere Hirn-Degenerationen hin.

göstermek beweisen

Bize nasıl bir kanıt gösterebilirsin?

Welche Beweise können Sie uns vorlegen?

Ama en sonunda, bu icadım size gösterecek.

Aber, endlich, diese Erfindung wird es euch beweisen.

Bütün kanıtlar da seni gösteriyor.

Und alle Beweise deuten auf Sie.

göstermek anzeigen

Tüm anormal programlama bölümlerini göster.

Sämtliche anomalen Programmsequenzen anzeigen.

Bilgisayar, bölüm başlıklarını göster. Flotter'ın maceraları.

Computer, Kapitelüberschriften von "Flotters Abenteuer" anzeigen.

Bilgisayar, geminin şemasını göster ve genel detaylarını listele.

Computer, Schaltbild des Schiffes und Spezifikationen anzeigen. U.S.S. Prometheus.

göstermek bedeuten

Kanlı gözyaşı sadece subkonjiktival kanamayı gösterebilir.

Blutige Tränen könnten einfach subkonjunktivale Blutung bedeuten.

Düzensiz atımlar aşırı hormon üretimini gösterebilir.

Vorhofflattern kann auch eine Hormonüberproduktion bedeuten.

Dur biraz, bu mor bayrak denizanası gibi musibetlerin olduğunu gösteriyor.

Warte, die lila Flagge bedeutet, dass Meeresplagen wie Quallen vorhanden sind.

göstermek aufzeigen

Bilgisayar, genetik yapılanmanın ilerleyişini göster.

Computer, Entwicklung der Genrückverwandlung aufzeigen.

Semada süzülen takımyıldızlar göstermedim, hasat dolunayları mı.

Ich würde Konstellationen und den Herbstmond aufzeigen.

Evet, gerekçesiyle. Erobos böyle bir gerekçe göstermedi.

Erobos hat keine solche Begründung aufgezeigt.

göstermek demonstrieren

Mary Jane Beth Sue sizlere gösterecek.

Mary Jane Beth Sue wird das demonstrieren.

Kaptan, Bay Tarmin bize bugün yeteneklerini gösterdi.

Captain, Mr Tarmin demonstrierte uns heute seine Fähigkeiten.

Her şeye gücümüzün yettiğini göstermek için.

Um unsere Allmacht zu demonstrieren.

göstermek aufführen

Şimşek ve Fırtına" yarın akşam gösterilecek.

Donnersturm" wird im Theater aufgeführt.

Oyunum "Şimşek ve Fırtına" yarın gösterilecek.

Mein "Donnersturm" wird morgen aufgeführt.

göstermek darstellen

Sonra kazayı ben ve Ray Benghazi'yi günah keçisi göstermek için kullandınız.

Dann benutzten Sie den Unfall, um mich und Ray Benghazi als Sündenböcke darzustellen.

Saldırıları ardışık olarak göster. Kronolojik sırayla.

Die Angriffe in chronologischer reihenfolge darstellen.

göstermek ergeben

En azından, ön analizlerim bunu gösteriyor.

Zumindest ergibt das meine vorläufige Analyse.

Kül bize gösterdi ki puroya striknin katılmış.

Die Aschenanalyse ergab, dass in der Zigarre Strychnin war.

göstermek präsentieren

Göstereyim sana Solsa.

Solsa, ich präsentiere

göstermek andeuten

Thayer, gölgelemeyi göstermek için Ben-Day Noktaları yöntemini kullanırdı.

Thayer benutzte die Ben-Day-Dots-Methode, um Schattierungen anzudeuten.

göstermek bezeichnen

Siyah noktalar, düşmanın bilinen mevzilerini gösteriyor.

Die schwarzen Punkte bezeichnen bekannte, feindliche Befestigungen.

göstermek hinweisen

Vicky sana sonraki ipucunu göstermek için sabırsızlıktan ölüyor.

Vicky stirbt, um dir den nächsten Hinweis zu zeigen.

göstermek schau

Bak kim kendini gösteriyor bugün.

Schau, wer sich heute zeigt.

göstermek vorführen

Babam sana testere tezgahını gösterdi, değil mi?

Daddy hat dir doch seine kleine Tischsäge vorgeführt, oder?

göstermek vorweisen

Senin gösterecek neyin var?

Was hast du vorzuweisen?

göstermek veranschaulichen

Henry Martin bu iki erdemi de gösteriyor.

Henry Martin veranschaulicht diese beiden Qualitäten.