geçirmek için Türkçe-Almanca çeviriler:

verbringen · passieren · Verbrechen · durchmachen · einsetzen · erleben · übertragen · unterziehen · diğer çevirileri

geçirmek verbringen

Sağ ol, ama benim gerçekten biraz yalnız vakit geçirmem gerek.

Danke, aber ich-ich muss wirklich einige Zeit alleine verbringen.

En azından Olivia ile geçirmek için daha çok zamanın var.

Nun, so hast du wenigstens mehr Zeit, die du mit Olivia verbringen kannst.

Böyle mi geçirmek istiyorsun?

Willst du es so verbringen?

geçirmek passieren

Geçen gece başka bir şey daha oldu.

Gestern Nacht ist noch etwas passiert.

Nene Hatun ve torunu Onbaşı İbrahim ile birlikte düşman mevzilerinden cesurca geçtiler.

Nene Hatun und ihr Enkel passierten tapfer die feindliche Front mit Unterofizier Ibrahim.

Geçen hafta banliyöde bir şey oldu.

Etwas ist letzte Woche im Vorort passiert.

geçirmek Verbrechen

Ve kızım geceyi burada geçirdi ve sen bunu bilmiyordun, değil mi?

Und meine Tochter hat die Nacht hier verbracht, und Sie wussten nichts davon, oder?

Dean burada bir yıl geçirmiş?

Dean hat hier ein Jahr verbracht?

Harry Los Angeles'ta o kadar çok zaman geçirdi ki..,

Harry hat so viel Zeit in Los Angeles verbracht.

geçirmek durchmachen

Norman, başımızdan çok şey geçti.

Norman, wir haben eine Menge durchgemacht.

Donna, beraber çok şey geçirdik.

Donna, wir haben alle viel durchgemacht.

Yas döneminden geçtiği falan yok.

Sie hat keine Trauerphase durchgemacht.

geçirmek einsetzen

Tony beni harekete geçirdi.

Tony hat mich wieder eingesetzt.

Geçen hafta Emily, Swint'e karşı bazı laflar etti.

Letzte Woche hat Emily Worte gegen Swint eingesetzt.

Taub geçici olanı yerleştirdi.

Taub hat den temporären eingesetzt.

geçirmek erleben

Hiç sayıklama nöbeti geçirdin mi?

Je ein Delirium Tremens erlebt? Nein.

Daha önce hiç, bir Keçi Yurdu partisini ayık geçirdiğimi sanmıyorum.

Ich glaube nicht, dass ich je eine Ziegen-Hausparty nüchtern erlebt habe.

Japonya karanlık günler geçiriyor.

Japan erlebt gerade dunkle Zeiten.

geçirmek übertragen

Cinsel yolla geçen hastalıklar, gen kaynaklarının tüketilmesi.

Sexuell übertragene Krankheiten, Raubbau am Genmaterial.

Ezra beni RGOKM için bağış toplama işlerinin başına geçirdi.

Ezra hat mir die Leitung für die Spendensammlung der RGOCC übertragen.

geçirmek unterziehen

Bu minder, çıplak bir intikam oynaşması geçirdi.

Dieses Kissen wurde einem nackten Rache-Wackeln unterzogen.

Bu duvarlar bir çeşit seçici hücresel kutuplaşma geçirmiş.

Diese Wände wurden einer Art Molekularpolarisation unterzogen.