geliştirdiği

Yakın geçmişte geliştirilmiş zararsız bir radyoaktif cihaz.

Ein kürzlich entwickeltes harmloses radioaktives Gerät.

Yeni model, geliştirilmiş özellikler?

Neues Modell, verbesserte Spezifikationen?

Gelişmemiş bir alanda yeni bir sanayi.

Eine neue Industrie betritt ein neues Gebiet.

El Zuhari için silahlaştırılmış çiçek hastalığı geliştiriyorlar.

Sie entwickeln hier waffenfähige Pocken für Al-Zuhari.

Hiç bir şey geliştirmek istemiyorum.

Ich möchte nichts verbessern.

Yeni bir teknik geliştirmeliyiz.

Wir brauchen einen neuen Ansatz.

Geliştirdiği vatandaşlık ahlakı!

Nein, staatsbürgerliche Verantwortung!

Üçüncü dünya ülkelerinde mikro finansı geliştirmek için Bolivia'ya seyahatlere çıkıyor.

Reist häufiger nach Bolivien, um Mikro-Finanzierungen in Dritte-Welt-Ländern voranzubringen.

Metabolik kontrol. Geliştirilmiş duyumsal algı sistemi. Arttırılmış refleksler ve kas kapasitesi.

Kontrolle des Stoffwechsels, schärfere Wahrnehmung, bessere Reaktionszeit, schnellere Informationsverarbeitung.

Başka bir geliştirilmiş serumlu insan onu dışarı çıkardı.

Ein weiterer serumverbesserter Übermensch hat ihn getötet.