ilgisi

Yepyeni bir başlangıç ​​şirket bir teklifi ile ilgili e-postaları elde etti.

Kept immer E-Mails ueber ein Jobangebot bei einer brandneuen Startup-Unternehmen.

Hayır, o hastalık başka sosyal sınıfları ilgilendiriyor.

Nein, diese Krankheit betrifft andere gesellschaftliche Schichten.

Bu akşam ilgi çekici bir şeyler gördün mü?

Haben Sie etwas Interessantes heute Abend gesehen?

Yemin ederim, bununla ilgili hiçbir şey bilmiyorum.

Ich schwöre bei Gott, darüber weiß ich nichts.

O daha bir çocuk, ve ilgiye muhtaç.

Sie ist noch ein Kind, sie braucht Zuwendung.

Roket-güçlü çizmelerle ilgili tüm proje faaliyetleri durduruldu.

Alle Projekte bezüglich raketenbetriebenem Schuhwerks wurden eingestellt.

Şu Kanada hikayesiyle hala ilgileniyor musun?

Diese Kanada-Story lnteressiert sie dich noch?

Bununla ilgili içimde kötü bir his var.

Ich habe dabei ein schlechtes Gefühl.

Daha ilgili bir yaklaşım sergilemeyi planlıyorum.

Ich plane eine mehr engagierte Herangehensweise.

Ama belki ilgilenen başka biri vardır.

Aber vielleicht kümmert sich ein anderer.