kütleye

Bıngıldayan, parlak bir kütle.

Eine wabbelnde, glänzende Masse.

Güç çekirdeği kritik kütlede.

Energie nahe kritischer Masse.

İçinde bazı organik kütleler var.

Sie enthält organische Materie.

Her yerde zaman kütleleri açılıyor!

Überall öffnen sich Zeitknoten.

Çelişkili tepki biçimleri olan kütle.

Eine Vielzahl gegensätzlicher Impulse.

Kütle spektrometresi katilin sümüğünde gömülü ender bulunan bir spor buldu.

Major Massenspektrometer hat eine seltene Spore, vergraben im Schleim des Mörders gefunden.

Bir tür organik kütle.

Eine Art organische Masse.

Şekilsiz, koyu akışkan bir kütle. Gerçek bir organik çorba.

Eine formlose, viskose Masse, eine Art organische Brühe.

Kütle genleşmesi milyonda bir olur.

Aber Sir, Masseausdehnung ist extrem selten.

Büyük bir kütle, büküm hızında yaklaşıyor.

Eine große Masse nähert sich mit Warpgeschwindigkeit.