kırmak için Türkçe-Almanca çeviriler:

brechen, brechend · zerbrechen · abbrechen · knacken · zerschlagen · zersplittern · Aufbrechen · schwänzen · einschlagen · einwerfen · hacken · diğer çevirileri

kırmak brechen, brechend

Dördüncü boyun omurun kırılmış.

Dein vierter Halswirbel ist gebrochen.

Howard Hughes bütün rekorları kırarak Jules Verne'in rüyasını gerçekleştiriyor..

Howard Hughes bricht alle Rekorde und übertrifft selbst Jules Verne.

Robert Sipple çarmıha gerildi, Tobias Beecher'ın kolları ve bacakları kırıldı.

Robert Sipple wurde gekreuzigt, Tobias Beecher wurden Arme und Beine gebrochen.

kırmak zerbrechen

Yolunu şaşırmış zavallı bir kızılgerdan camı kırmış.

Ein missgeleitetes Rotkehlchen zerbrach eine Fensterscheibe.

Benim kılıçlarım asla kırılmaz.

Meine Schwerter zerbrechen nie.

İki tanesini Romeo kırdı.

Romeo hat zwei zerbrochen.

kırmak abbrechen

Buradaki süreçler büyük bir gözenek tarafından kırılmış.

Diese Fortsätze sind beim großen Hinterhauptloch abgebrochen. Hier.

Guillermo'nun ön dişi nasıl kırıldı?

Wie wurde Guillermos Vorderzahn abgebrochen?

George'un kürek kilidi kırıldı.

George's Dolle ist abgebrochen!

kırmak knacken

Yalnızca Enigma'yı kırmak için sana ihtiyacım vardı.

Ich brauchte dich nur, um Enigma zu knacken.

Kırması çok zor bir kod olacak.

Der Code ist schwer zu knacken.

O da Enigma'yı kırmak!

Nämlich Enigma zu knacken.

kırmak zerschlagen

Belleri kırılmış ve cesetleri kırık porselen parçaları arasında.

Mit gebrochenem Rückgrat und zerschlagenem Porzellan um sie herum.

Bütün bu kırılmış tabaklar, alçı süsler, biblolar, neden bütün bu porselenler paramparça da başka hiçbir şeye dokunulmamış?

All diese zerbrochenen Teller, die Gipsfiguren, all der Nippes Warum wurde das ganze Porzellan zerschlagen und sonst nichts angerührt?

Jiggy, bira şişesini kırıp onu öldürmekle tehdit etmiş.

Nun, Jiggy zerschlug eine Bierflasche, drohte, ihn zu töten.

kırmak zersplittern

Kırıldı ve sen de bir daha hiç kullanmadın.

Es ist zersplittert und du benutzt es nie.

Köprücük kemiğin kırılmış; ama unufak olmamış.

Das Schlüsselbein, aber nicht zersplittert.

kırmak Aufbrechen

O konteynırdaki özel koruma kırılmıştı.

Das Zollsiegel war aufgebrochen.

kırmak schwänzen

Hayır,kirişi kırmak okulu kırmak demek.

Nein, Pellas ist Schule schwänzen.

kırmak einschlagen

Birisi az önce Greenway'in arka camını kırdı.

Jemand hat gerade Greenway's Scheibe eingeschlagen.

kırmak einwerfen

Bu adam bir vitrin camını kırdı.

Der Mann hat das Fenster eingeworfen.

kırmak hacken

Kırmak" çok çirkin bir sözcük.

Hacken" ist so ein hässliches Wort.