kabul etmek için Türkçe-Almanca çeviriler:

akzeptieren · annehmen · zustimmen · zugeben · empfangen · bekennen · eingehen · einwilligen · hinnehmen · leiden · aufnehmen · bekommen · eingehen auf · genehmigen · abnehmen · diğer çevirileri

kabul etmek akzeptieren

Bu sorumluluğu kabul ediyorum, ama ona yardım edebilirim.

Diese Verantwortung akzeptiere ich, aber ich kann ihr helfen.

Ama sonunda yine kabul etmek zorundayım ki, ben her zaman yalnız olacağım.

Aber letztendlich muss ich es einfach akzeptieren. Ich werde immer alleine bleiben.

Başkan Hassan denetlemelerdeki karşı önerimizi kabul etti.

President Hassan hat unsere Gegenanträge zur Inspektion akzeptiert.

kabul etmek annehmen

Bir teklifi kabul etmek istiyorum.

Ich möchte ein Angebot annehmen.

Kabul ediyorum bu meydan okumayı, Ekselansları.

Herausforderung ich annehmen werde, Eure Hoheit.

Bir mucize oldu ve Harold kabul edildi.

Wie durch ein Wunder wurde Harold angenommen.

kabul etmek zustimmen

Hayır, bunu asla kabul etmez.

Nein. Sie wird niemals zustimmen.

Ama ben sana kabul ettirmek için istekliyim.

Aber ich bin geneigt, Ihnen zuzustimmen.

Catherine Weaver görüşmeyi kabul etti.

Catherine Weaver hat ihrem Treffen zugestimmt.

kabul etmek zugeben

Kabul etmeliyim ki, ben önce yüzünü fark ettim.

Ich muss zugeben, ich habe zuerst dein Gesicht erkannt.

Aynı annedeniz, kabul ediyorum.

Wir haben dieselbe Mutter, zugegeben.

Ve kabul etmek zorundayım ki, Alan işe üstsüz hizmetçi almak konusunda haklıymış.

Und ich muss zugeben, Alan hatte recht, eine Oben-ohne-Hauhälterin einzustellen.

kabul etmek empfangen

Kongre üyesi, beni bu kadar kısa sürede kabul ettiğiniz için teşekkürler.

Kongressabgeordneter ich danke Ihnen, dass Sie mich so kurzfristig empfangen.

Bu kadar kısa bir sürede beni görmeyi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.

Ich danke Ihnen, dass Sie mich so kurzfristig empfangen haben.

Bay Thompson, bizi görmeyi kabul ettiğiniz için çok sağ olun.

Danke vielmals, dass Sie uns empfangen, Mr. Thompson.

kabul etmek bekennen

Ben, Daniel Lugo. Huzurunuzda suçumu kabul ediyorum.

Ich, Daniel Lugo, bekenne mich hiermit schuldig.

Çok iyi kötü çocuk, günahlarını kabul et.

Gut, böses Kind. Bekenne deine Schuld.

Suçumu kabul etmek istiyorum, tamam mı?

Ich bekenne mich schuldig, okay?

kabul etmek eingehen

Ama bu kabul etmemiz gereken bir risk.

Aber dieses Risiko müssen wir eingehen.

Bayan Ségolène Chantal Marie Verneuil. Bay Chao Pierre Paul Ling'i Eşiniz olarak kabul ediyor musunuz?

Frau Ségolène Chantal Marie Verneuil, möchten Sie mit Herrn Chao Pierre Paul Ling die Ehe eingehen?

Yuan Shikai'nin hiçbir talebini kabul etmiyoruz.

Wir dürfen auf Shikais Forderungen nicht eingehen.

kabul etmek einwilligen

Neden bu kadar çabuk kabul ettin,

Warum hast du so schnell eingewilligt?

Ve sen de kabul ettin.

Und du hast eingewilligt.

Kabul ettiğiniz için teşekkürler.

Danke, dass Sie einwilligen.

kabul etmek hinnehmen

Bu geminin işleyişine hiç bir müdahaleyi kabul etmiyorum.

Ich werde keine Beeinflussung der Schiffsfunktionen hinnehmen.

Bu kabul edilemez bir davranış ve ben bunu yanına koymam.

Das ist inakzeptabel Verhalten und ich werde das nicht hinnehmen.

Bunu asla kabul etmeyeceğim.

Das werde ich niemals hinnehmen.

kabul etmek leiden

Hayır, üzgünüm, bu kesinlikle kabul edilemez bir şey.

Nein, tut mir Leid, das ist völlig unannehmbar.

Üzgünüm Doktor, bu kabul edilebilir bir şey değil.

Tut mir Leid, Doktor, das kann ich nicht akzeptieren.

kabul etmek aufnehmen

Siz bizi kabul etmiştiniz.

Ihr habt uns aufgenommen.

Demek istediğin Morgan Sanders üniversiteye kabul edildi.

Du meinst, Morgan Sanders wurde ins College aufgenommen.

kabul etmek bekommen

Kabul ettiler, hile olarak, rehine elde etmek için.

Sie stimmten als Trick zu, um wertvolle Geiseln zu bekommen.

kabul etmek eingehen auf

Yuan Shikai'nin hiçbir talebini kabul etmiyoruz.

Wir dürfen auf Shikais Forderungen nicht eingehen.

kabul etmek genehmigen

HEMATOLOG UZMANI EDWARD DALTON KABUL EDİLDİ

LEITENDER HÄMATOLOGE EDWARD DALTON GENEHMIGT

kabul etmek abnehmen

Kabul etmelisin. Çok fazla kilo verdin.

Du musst zugeben, du hast stark abgenommen.