karıştırmak için Türkçe-Almanca çeviriler:

verwirren, verwirrend · verwechseln · vermischen · mischen, mischend · rühren · verwickeln · hineinziehen · komplizieren · mixen · stören · vermengen · versetzen · diğer çevirileri

karıştırmak verwirren, verwirrend

Bir şey kafamı karıştırıyor.

Eine Sache verwirrt mich.

Bu yüzden çok korkuyor ve kafası karışıyor.

Deshalb ist er sehr ängstlich und verwirrt.

Don Alejandro kafamı karıştırıyor.

Don Alejandro verwirrt mich.

karıştırmak verwechseln

Galiba David isimleri karıştırdı.

Ich glaube, David verwechselte etwas.

Her şeyi birbirine karıştıran?

Der alles miteinander verwechselt?

Bay Halton, beni başka bir kadınla karıştırıyorsunuz.

Mr Halton, Sie verwechseln mich mit einer anderen Frau.

karıştırmak vermischen

Tek tedavi, Atrian kanıyla karıştırılmış, taze koparılmış kara cyper yaprağıdır.

Das einzige Heilmittel ist frisch geschnittener Black Cyper vermischt mit Atrianerblut.

Quartz yerli kille karıştırılmış,

Quarzsilikat vermischt mit örtlichem Lehm.

Proteinler ve hücre zarları birbirine karışıyor ve doğal koruyucu gibi işliyor.

Die Proteine und Zellmembranen vermischen sich und fungieren als natürlicher Schutz.

karıştırmak mischen, mischend

Kasanın üzerinde saf yumuşak karbonla karıştırılmış toner vardı.

Da war Druckertoner gemischt mit Grafit auf dem Safe.

Tabasco sosuyla Sauerkraut suyunu karıştırırdı.

Der hat Sauerkrautsaft mit Tabasco gemischt

karıştırmak rühren

Yarı sek martini, limon kabuğu, çalkalansın, karıştırılmasın.

Martini, mitteltrocken, mit Zitrone, geschüttelt, nicht gerührt.

Sallanmış, karıştırılmış değil.

Geschüttelt, nicht gerührt.

karıştırmak verwickeln

Olayların karşısında her zaman sakinliğini koruyordun. Duygularını işe karıştırarak aklıselim davranamazsın.

Du bist immer emotionslos, jetzt verwickeln sich Gefuehle in deinen Gerechtigkeitssinn.

Seni bu işe karıştırmak istemedim.

Ich wollte dich nicht darin verwickeln.

karıştırmak hineinziehen

Hayır. Chuck'ı bu işe karıştırmak istemiyorum.

Nein, ich will Chuck nicht hineinziehen.

karıştırmak komplizieren

Bu da işleri karıştırıyor, değil mi?

Das macht es kompliziert, oder nicht?

karıştırmak mixen

Aynı malı satıyoruz ama farklı şekilde karıştırıp etiketliyoruz.

Wir verkaufen dasselbe Produkt, aber mixen und etikettieren es unterschiedlich.

karıştırmak stören

Yabancı radarlar elektronik sistemlerimizi karıştırıyor.

Außerirdische Scannerkonfiguration stört unsere Systeme.

karıştırmak vermengen

İki çanta harç, dört kova ve karıştırmak için bir küvet.

Zwei Säcke Zement, vier Eimer und einen Bottich zum vermengen.

karıştırmak versetzen

Un ile karıştırılmış Talk pudrası.

Talkumpuder versetzt mit Mehl.