kazanılmış

Kazanılmış masumiyet de doğuştan gelen masumiyet kadar güçlü olabilir.

Wiedererlangte Unschuld kann genauso mächtig sein wie angeborene, Liebes.

Üç zor kazanılmış ay, ki kötü sona erebilirdi.

Drei hartverdiente Monate, welche böse Enden hätten können.

O zaman daha her şey kazanılmış değil.

Also ist noch nicht alles gewonnen.

Randall, CM davası kazanılmış bir dava.

Randall gegen CM ist ein Treffer.

Bugün, kazanılmış bir zaferdir. Yalnızca kocam için değil tüm Amerika ve özgür bir dünya için.

Heute ist ein Sieg, nicht nur für meinen Ehemann, sondern für Amerika und die freie Welt.