konuşurdu

Babam her zaman tutarlılık hakkında konuşurdu.

Dad hielt immer viel von Beständigkeit.

Akıcı şekilde Afganca konuşurdu.

Booth spricht fließend Pashtu.

Ama Lewis her zaman böyle konuşurdu.

Aber Lewis hat schon immer so geredet.

Rusk akıcı bir şekilde Rusça konuşurdu.

Rusk ist verhandlungssicher in Russisch.

İyi Rusça konuşurdu.

Er konnte Russisch.

Bir baykuş çok dinlerdi ve dinlediğinden az konuşurdu.

Eine Eule hörte viel und sprach umso weniger.

Holmes gerçekten de öyle mi konuşurdu?

Hat Holmes tatsächlich so geredet?

Babam senin hakkında çok konuşurdu.

Mein Dad sprach viel über Sie.

Ama annem çok küfürlü konuşurdu.

Aber meine Mom hat viel geflucht.

Her zaman böyle çok konuşurdu.

Er hat immer zu viel geredet.