konuşuyorum

Konuşuyorum. Bir berber bir berbere gel beraber, berber dükkanı açalım demiş.

Fischers Fritze fischte frische Fische, frische Fische fischte Fischers Fritze.

Ben, tabii ki de İngilizce konuşuyorum.

Ich spreche natürlich auch englisch.

Ben biraz İspanyolca konuşuyorum.

Ich spreche ein wenig Spanisch.

Siktir, niye İngilizce konuşuyorum ben.

Scheiße, warum spreche ich Englisch?!

Ben de o dili konuşuyorum.

Ich spreche auch diese Sprache.

Ben onlar için konuşurum.

Ich spreche für sie.

Ama ben, yeterince uzun konuştum.

Aber ich hab genug geredet.

Şimdi ben konuşuyorum!

Ich spreche jetzt!

Az önce Anne'in eski kocası ile konuştum.

Ich hab gerade Annes Exmann gesprochen.

Çok konuşuyorum, değil mi?

Ich rede ziemlich viel, oder?