mesele için Türkçe-Almanca çeviriler:

Sache · Angelegenheiten, Angelegenheit · Frage · etwas · Problem · Geschichte · Affäre · Ding · Geschmack · diğer çevirileri

mesele Sache

Ev sahipleri ise başka bir mesele.

Hauseigentümer sind eine andere Sache.

Önemli bir mesele değil, tamam mı?

Es ist keine große Sache, in Ordnung?

Bu yüzden bunlar benim mahkumlarım, kişisel bir mesele.

Deshalb sind das meine persönlichen Gefangenen, meine Sache.

mesele Angelegenheiten, Angelegenheit

Papa Cenapları, önemli bir mesele var.

Eure Heiligkeit, eine dringende Angelegenheit.

Kuş gribi, bildiğiniz gibi, tabii ki oldukça ciddi bir mesele.

Die Vogelgrippe, natürlich, wie Sie wissen, eine ernste Angelegenheit.

Bu mesele Amerika için nasılsa, gerçekten Çin için de aynı.

Diese Angelegenheit ist für China wirklich dasselbe wie für die USA.

mesele Frage

Bu sadece bir moral meselesi.

Es ist eine psychologische Frage.

Bu da başka bir mesele.

Das ist eine andere Frage.

Mesele şu ki, neden şimdi?

Die Frage ist, warum jetzt?

mesele etwas

Bu senin için şahsi bir mesele mi?

Ist das etwas Persönliches für Sie?

Lomax'ın benim için başka bir ulusal güvenlik meselesi mi var?

Lomax hat etwas für nationale Sicherheit für mich?

Bu senin için özel bir mesele.

Das etwas persönliches für Sie.

mesele Problem

Dünya meselelerinde askeri bir bakış açısı kazandırmak.

Die militärische Perspektiven, auf die Probleme der Weltjetzt.

Bu sadece kültürel bir mesele değil, Sayın Başkan.

Es ist nicht bloß ein kulturelles Problem, Mr. President.

Kardeşim, eğer bunu Clay yaptıysa bu bir kulüp meselesidir.

Bro, wenn Clay das getan hat, dann ist es ein Club-Problem.

mesele Geschichte

Eğer mesele reyting ölçüm dönemiyse sanırım Brian Fantana şahane bir haber buldu.

Ist dies über Sweeps, ähm, Ich glaube, Brian Fantana eine herausragende Geschichte gefunden.

Seninle şu değerlendirme meselesini konuşmalıyız.

Wir müssen über diese Bewertungs-Geschichte sprechen.

mesele Affäre

En küçük oğlum ülkeyi terk etmek zorunda bırakıldı. Sollozzo meselesi yüzünden.

Mein jüngster Sohn musste das Land verlassen wegen der Sollozzo-Affäre.

mesele Ding

Bir şeyleri görme meselesini geçtik artık. Bir de bir şeylerin ötesini duyma var.

Über die Dinge hinaussehen hatten wir, es gibt auch "über die Dinge hinaushören".

mesele Geschmack

Bunların hepsi bir zevk meselesidir, değil mi?

Es ist alles eine Frage des Geschmacks, nicht wahr?