otunun

Sana otuz metre dedim.

Ich sagte dreißig Meter.

Burada ot içebilir miyim, çocuklar?

Darf ich hier drinnen rauchen, Jungs?

Bir sürü yabani ot var.

Sie haben viel Unkraut.

Tıbbi hiçbir değeri olmayan bir ot.

Ein Kraut ohne medizinische Wirkung.

Porfiry Semyonovich ot biçebiliyor.

Porfirij Semjonowitsch kann mähen.

Otuz araba, altı boyunduruk.

Dreißig Kutschen, sechs Gespanne.

Ona otuz bir çekmemizi istiyor.

Wir sollen ihm einen runterholen.

Nüfuz yabani ot gibi yetişir.

Einfluss wächst wie Unkraut.

Otuz saniyemiz kaldı.

Dreißig Sekunden Restzeit.

Düşman yabani ot gibidir.

Der Feind ist wie Unkraut.