pek için Türkçe-Almanca çeviriler:

sehr · wirklich · gar · wenig · meist · sonderlich · Recht · unwahrscheinlich · fest · hart · diğer çevirileri

pek sehr

Sabrınız takdire şayan ama pek de şaşılmayacak bir şey değil.

Ihr Gleichmut ist sehr beeindruckend, aber bei weitem keine Überraschung.

Sanırım pek çok özel yeteneğin var.

Du hast sehr viele besondere Talente, Edward.

Peki neden bu kadar acı çekiyorsun?

Warum leidest du dann so sehr?

pek wirklich

Peki, bu gerçekten güzel.

Sie ist wirklich schön.

Ama bu pek de bir seçim olmuyor, değil mi?

Aber das ist nicht wirklich eine Wahl, oder?

Peki hiç arkadaşın var mı?

Also hast du wirklich Freunde?

pek gar

Burada pek adam yok gibi.

Hier sind gar keine Männer.

Sevgili Alex Rover, volkan araştırmam pek iyi gitmedi.

Lieber Alex Rover, meine Vulkanexpedition lief gar nicht gut.

Sanırım bu pek kötü bir şey değil

Vielleicht ist das gar nicht so schlimm.

pek wenig

Tamam, peki. Biraz daha Oprah ve biraz daha az Jerry Springer lazım bize.

Okay, wir brauchen etwas mehr Oprah und etwas weniger Jerry Springer.

Pek çok muhtaç kişi, çok az zaman var.

So viele Bedürftige und so wenig Zeit.

Çok şey bilmem ama pek çok şey hakkında bilgim vardır.

Ich weiß nicht sehr viel, aber ich weiß ein wenig über viele Dinge

pek meist

Pek çok insan gibi, Wesenlar da herkes için değildir.

Wie die meisten Menschen. Wesen ist nicht für jedermann.

Peki bu Efendi, neden bu dört yolcunun yaşamasına izin verdi?

Dieser Meister warum sollte er vier Passagiere leben lassen?

Kuşların pek çoğu da.

Wie die meisten Vögel.

pek sonderlich

Bay Branson kendinde değil ve bu Leydi Sybil'ın pek hoşuna gitmiyor.

Mr. Branson ist ziemlich benebelt, und Lady Sybil mag es nicht sonderlich.

Belki de kadınlarla diyaloğa girmekten pek keyif almıyorumdur.

Vielleicht finde ich Frauengespräche nicht sonderlich geistreich.

Ben pek inananlardan değilim. Öyle mi?

Ich bin nicht sonderlich religiös.

pek Recht

Peki, bana sağ elini ver.

Okay, gib mir deine rechte Hand.

Peki ya Wells haklıysa?

Was, wenn Wells recht hat?

Pek değil, Bay Sisko.

Nicht so recht, Mr Sisko.

pek unwahrscheinlich

Bu pek olası değil, efendim.

Das ist sehr unwahrscheinlich, Sir.

Şey, bu pek mümkün değil.

Das ist sehr unwahrscheinlich.

Bu pek olası değil hanımefendi.

Das ist sehr unwahrscheinlich, Madame.

pek fest

Peki, şimdi sıkı dur.

Ja, nun, halt dich fest.

Peki bebeğim. Sıkı tutun.

Also, Liebling, gut fest halten.

Alabama'da fildişleri çok sıkı değil, fakat bu pek önemli değil.

In Alabama sitzen die Zähne nicht so fest, aber das ist irr-elefant.

pek hart

Peki, Five Points'teki en iyi sokak dövüşçüsü kim?

Und wer ist der härteste Straßenkämpfer in den Five Points?

O konuda pek emin değilim sert çocuk.

Ich bin mir darüber nicht sicher, harter Kerl.

Peki, Peter, zor bir tane geliyor.

Also, Peter, hier kommt was hartes.