söylentiyi

Beyler, görüyorum ki asılsız söylentiler yüzünden sinirleriniz gerilmiş.

Gentlemen wie ich sehe, haben unbegründete Gerüchte erhitzte Gemüter verursacht.

Söylentiye göre bir biyolojik silah bu konferans sırasında çalınmış.

Angeblich wurde während dieser Konferenz eine biologische Waffe gestohlen.

Tekrar ediyorum, bu söylentiler kesin olarak yanlıştırlar.

Ich wiederhole: Diese Gerüchte entbehren jeder Grundlage.

Ben de aynı söylentileri duydum.

Ich hörte dieses Gerücht auch.

Bu söylentiyi kim yayıyor?

Wer verbreitet dieses Gerücht?

Söylenti değil lordum.

Kein Gerücht, Mylord.

Bu söylentiler tamamen asılsızdır.

Diese Gerüchte sind völlig unbegründet.

Yıllar boyunca hakkında söylentiler, hikayeler duydum.

Jahrelang habe ich Gerüchte gehört, Geschichten.

Saçma bir söylenti.

Ein dummes Gerücht.

Ben söylentiler üzerine yorum yapmam.

Ich kommentiere keine Gerüchte.