sıcağı

Sıcak, sevecen, şefkatli bir insan olmak istiyorum.

Ich möchte ein herzlicher, zärtlicher, liebevoller Mensch sein.

Biraz daha sıcak su ister misiniz?

Möchten Sie noch mehr heißes Wasser?

Bir bardak sıcak süt.

Ein Glas Milch, heiß!

Ben biraz sıcak su getireyim.

Ich hole etwas warmes Wasser.

Soğuk-soğuk, sıcak-soğuk, sıcak-sıcak?

Kalt-kalt, heiß-kalt, heiß-heiß?

Nemli delikten, kollektif sıcak bir patlama.

Eine kollektive Explosion warmen, feuchten Wahnsinns.

Temiz çarşaf, sıcak su, Alman da yok.

Saubere Laken. Warmes Wasser. Keine Deutschen.

Sana sıcak, güzel bir şeyler getirdim.

Ich habe etwas Warmes mitgebracht.

Fakat sıcak bir gülümsemesi vardı.

Aber sie hatte ein warmes Lächeln.

Bu çocukların sıcak bir randevuları var.

Diese Jungs haben noch eine heiße Verabredung.