savaşıyor

Ya bizimle savaşıyor ya da içindeki bir şey bize karşı savaş veriyor.

Entweder bekämpft er uns oder etwas in ihm bekämpft uns.

Ve o bizim için, tüm gezegen için savaşıyor.

Und er kämpft für uns! Für den ganzen Planeten, und

Şu anda bir memur hayatı için savaşıyor dolayısıyla daha iyi fikrim var.

Ein Polizeiofficer kämpft gerade um sein Leben, also habe ich eine bessere Idee.

Burada Almanlar, İtalyanlar ve karşı tarafta da Ruslar savaşıyor ve kavganın tam ortasında da İspanyollar.

Hier kämpfen Oeutsche und Italiener und auf der anderen Seite Russen, und die Spanier stehen mittendrin.

Jackie bizimle savaşıyor.

Jackie bekämpft uns.

Nantan Lupan diyor ki Apaçiler içince savaşıyor.

Nantan Lupan sagt, wenn Apachen trinken, Apachen kämpfen.

Alman askerlerimiz Avrupa'yı zenginlerin iktidarından ve Bolşeviklerden kurtarıyor ve büyük ve özgür Almanya için savaşıyor.

Unsere deutschen Soldaten befreien Europa von der Plutokratie und vom Bolschewismus und kämpfen für ein großes, freies Deutschland.

Elliot'ın ilk karısı mahkemede hâlâ onunla savaşıyor.

Elliotts erste Frau hat noch einen Gerichtsstreit mit ihm.

Neden, Max, neden erkekler savaşıyor ve kadınlar ağlıyor?

Max, warum müssen die Männer kämpfen und die Frauen weinen?

Birlikler heryerde kahramanca savaşıyor

Die Truppe kämpft allerorts heldenmütig.