tarikatı

Bu akşam, kardeşçe biralarını için bir tarikatı koruyoruz.

Wir decken heute Nacht eine Bierfete einer Brüderschaft.

Bu yeni tarikat

Dieser neue Kult.

Ama daha çok bir tarikat gibiler.

Aber eigentlich mehr wie eine Sekte.

Tarikat gibi mi yani?

Sie meinen, wie ein Kult?

Dini bir tarikat.

Eine religiöse Sekte.

Diğer Kazon tarikatları, seni kabul etmez mi?

Würde dich eine andere Kazon-Sekte akzeptieren?

Uyuşturucu, bir tarikat

Drogen, religiöse Einstellung

Bir tarikat oluşturabilirler.

Vielleicht gründen sie eine Sekte.

Bu yeni tarikat, Joe Carroll'un yeni fan kulübü olabilecek en kötü şekilde ün arıyorlar.

Dieser neue Kult, dieser Fan-Club von Joe Carroll, sucht Ruhm in der schlimmstmöglichen Art.

Kafayı tamamen Tarikat efsanelerine takmış bir Kâse tarihçisi tanıyorum.

Ich kenne einen Gral-Historiker, der vom Prieuré-Mythos besessen ist.