yakalandı

Yakın geçmişte geliştirilmiş zararsız bir radyoaktif cihaz.

Ein kürzlich entwickeltes harmloses radioaktives Gerät.

Doğal, gürbüz, açık, kaygısız cana yakın, sağlıklı.

Natürlich, kraftvoll, offen, sorglos hemmungslos, gesund.

Castiglione'nin yeni sekreteri tetanosa yakalanmış.

Castigliones neue Sekretärin ist furchtbar zugeknöpft.

Belki yakın bir arkadaş?

Vielleicht ein enger Freund?

Neyse ki en yakın arkadaşlarımızdan biri düğün organizatörü.

Glücklicherweise ist einer unserer besten Freunde ein Event-Manager.

Ne kadar yakın olmak zorundayız?

Wie nah müssen wir dran sein?

Tüm defolu mallar, yakıp kül edilecek.

Alle abgewiesene Ware wird eingeäschert

Bir kitap yak.

Verbrenn ein Buch.

Hala ona yakın olmak istiyorum.

Ich wollte ihm trotzdem nahe sein.

Belki yakın zamandaki bir ayrılık veya boşanma dolayısıyla.

Vielleicht wegen einer kürzlichen Trennung oder Scheidung.