yatıyor

Bu yumurtalarla kuluçkaya yatmak büyük bir sorumluluk.

Denn Eier auszubrüten, ist eine große Verantwortung.

O zaman yatıştır onu.

Dann entschrecken Sie ihn.

Hâlâ huzur içinde yatıyordur umarım.

Noch friedlich schlafend, hoffe ich.

İki tane ev, yat yok.

Zwei Häuser, keine Yacht.

Herkes top çalma, herkes yatıyor.

Jeder stiehlt, liegt jeder.

Oğlu vurulmuş yatıyor burada.

Ihr Sohn liegt hier, angeschossen.

Yat-San sen misin?

Yi-Shan, bist du's?

Komiser bizi pusuya yatırdı.

Marshals haben uns aufgelauert.

Ölü inek gibi yatıyor.

Wie eine tote Kuh.

Ben içerideyken, siz de yatta arama yapın.

Wie kann dieses, perchezi ioneazã Yacht.