zorundayız

Affedersiniz ama ben artık eve gitmek zorundayım.

Entschuldigt mich, aber ich muss jetzt nach Hause.

Toplantı bir kaç hafta daha beklemek zorunda bir süre burada kalacağız.

Dieses Meeting wird ein paar Wochen warten müssen. Wir bleiben hier.

Burada bir gece daha kalmak zorunda mıyız?

Müssen wir wirklich noch eine Nacht hier bleiben?

Başka bir yol bulmak zorundayız.

Wir müssen einen anderen Weg finden.

Sana bir şey sormak zorundayım.

Ich muss dich etwas fragen.

Lütfen, beni buradan çıkarmak zorundasın.

Bitte, Sie müssen mich hier rausholen.

Ama ona bir yatıştırıcı daha vermek zorunda kaldım.

Aber ich musste ihr ein weiteres Beruhigungsmittel geben.

Çinli'ler için kolay ama ama yabancılar için çok çok zor.

Einfach für Chinesen, aber für Ausländer sehr, sehr schwierig.

Ben de senin için öyle hissediyorum, ama gitmek zorundayım.

Ich empfinde genauso für dich, aber ich muss gehen.

Ben de zor bir hafta sonu geçirdim.

Ich hatte auch ein hartes Wochenende.